28 Şub 2017

Hozat: Heval Sara ve yoldaşları ikinci defa katledildi

Hozat: Fransa’nın gözleri önünde gerçekleşen katliamdan sonraki yaklaşımlar ve alınan kararlar ikinci Paris katliamıdır. Heval Sara ve yoldaşları ikinci defa katledildiler.

9 Ocak 2017 Pazartesi 08:02
BEHDİNAN / ANF - SARA TOLHILDAN

Hozat: Fransa’nın gözleri önünde gerçekleşen katliamdan sonraki yaklaşımlar ve alınan kararlar ikinci Paris katliamıdır. Heval Sara ve yoldaşları ikinci defa katledildiler. Kürt halkı, kadınları, dostları, demokratik güçler bu kararı kabul etmediler ve etmemelidir. Geçen üç yılda Kürdistan’da Avrupa’da muazzam direnişler yaşandı. 2017 yılında bu katliamın hesabı sorulacaktır. Avrupa ve Türk devleti hesap verecektir. AKP Hükümeti sorgulanacaktır. Üç kadın devrimci şahsında Kürt halkına katliam yapılmıştır. Kürt halkı Paris’te bir katliamdan geçirilmiştir ve bunun hesabını soracaktır.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat Sterk TV’de yayınlanan bir özel programda 4. yılına giren Paris katliamının yaşandığı dönemin siyasal gelişmeleri, başta Türk devleti olmak üzere uluslararası güçlerin bu katliamdaki rolleri ve katliamın uygulayıcısı olan Ömer Güney’in ölümüne ilişkin sorulara yanıt verdi.

Katliamın hedeflediği neydi? Katliamın gerçekleştiği 2013 yılının siyasi gelişmeleri bu katliamın gerçekleşmesinde nasıl bir rol oynadı?

Katliam 2013 yılında gerçekleşti. Bu dönemde AKP hükümetinin Önderliğimizle görüşmeleri başlamıştı. Yeni yeni İmralı ile diyalog başlamıştı. 2011-2012 yıllarında çok ağır bir savaş yaşanmıştı. Zindan direnişleri, devrimci halk savaşı başlamıştı. Aynı zamanda Rojava devrimi gelişmişti. Suriye’de bir iç savaş söz konusuydu. Bölge genel olarak karışıktı. Üçüncü dünya savaşı bölgede derinleşmişti. Bu durum Türkiye üzerinde de etkiler yaratmıştı. Türkiye de sistem ve siyasal olarak ciddi bir kriz yaşıyordu. AKP hükümeti de sıkışma yaşıyordu. İçerdeki ve dışardaki siyasetinde tıkanmıştı, yenilmişti. Gerillanın, halkın ve zindanların direnişi karşında çaresiz kalmıştı. AKP aslında mecbur kaldığı için Önderlikle görüşmelere başladı. Asıl hedefleri arasında Kürt sorununu çözmek yoktu. Fakat mevcut durum karşısında tıkanmıştı ve daralma yaşıyordu.

Aynı dönemde Gülen Cemaati ile iktidar çelişkileri başlamıştı. Bilindiği üzere Cemaati devlet içinde güçlendiren AKP hükümetiydi. AKP ile Gülen ittifakındaki çatlaklıklardan kaynaklı AKP hükümeti aslında yalnız kaldı. Kürtlerle olan politikasını yumuşatarak yaşadığı krizden kurtulmak istiyordu. Devlet içinde daha fazla yerleşmek ve kontrol kaybetmek istemiyordu. Türkiye’deki seçimlere bir hazırlık olarak aslında diyaloğu geliştirmek Kürtlerle olan mevcut durumu yumuşatmak istiyordu. Diyalogun geliştiği dönemlerde Hareketimizin eli çok güçlüydü. Mecbur kalıp Önder Apo’nun ayağına gitti. Gerilla çok büyük darbeler vurmuştu. Türk ordusu Kürdistan’da hareket edemez haldeydi. Türkiye’deki gelişmeler AKP hükümetini çaresiz ve şaşkın bırakmıştı.

Rojava devrimi gelişiyordu ve buna dair ne yapacağını bilmez durumdaydı. Bu anlamda hem Hareket çok güçlüydü hem de HDP demokratik siyaseti geliştiriyordu. Önderliğimizin pozisyonu çok güçlüydü. AKP’nin hedefinde PKK’yi zayıflatmak vardı. AKP Hükümeti kendince Önderliğin ve hareketin mevcut konumunu zayıflatmak için elinden geleni yapıyordu. Bu yüzden de Paris katliamı yaşandı. Paris katliamı ile hedeflenen PKK Hareketine darbe vurmak ve Önderliği zayıf kılarak tesir altına almaktı. AKP istediklerini kabul ettirmek ve aslında teslim almak istiyordu. Bu yüzden AKP Paris katliamında yer aldı. Paris katliamı Erdoğan’ın talimatı ile gerçekleşti. Paris katliamını MİT yaptı. MİT’in başkanı, Erdoğan’ın akıl hocası Hakan Fidan’dır. Yani Erdoğan’ın karakutusudur. AKP’nin ve Erdoğan’ın tüm sırriyeti ondadır. Katliamın hazırlarının olduğunu Erdoğan’ın kendisi dile getirerek deşifre etti.

“Sakine Cansız yaklaşık iki aydır takip ediliyor ve kontrol altındaydı” diyerek katliamdaki yerini deşifre etti. Bunun belgeleri de var ve ortaya çıkmış bir durumdur. Fransa devletinin yaptığı bir soruşturmada MİT’in ortaklığı açığa çıktı. Cemaat de bu katliamın içinde yer aldı. Aynı zamanda Fransa, Almanya ve büyük bir olasılıkla Hollanda devletleri MİT’e destek sundular. Uluslararası güçlerin bu katliamda yer aldığı ortadadır. Bu yüzden de Paris katliamı 98-99 yıllarında başlatılan uluslararası komplonun devamıdır. Komplonun üzerinin örtülmeye çalışılmasının bununla bağlantısı vardır. O dönemde Kürt halkının Ortadoğu’da öncü güç olması ve hareketin kazanımları MİT’in bu komploda aktif olmasına neden oldu. PKK’yi zayıf kılarak istediklerini dayatmak için ortam hazırlayan AKP’nin amacı PKK’ye silah bıraktırarak iradesiz kılmak istiyordu. Kürtlere hiçbir hak, hukuk tanımadan koşulsuz şartsız teslim almak istiyordu.

Katliamın üzerinden dört yıl geçti. Özgürlük Hareketi olarak katliamın faillerinin açığa çıkarılması için yapılan soruşturma ve yargılama sürecinin gelişim seyrini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eğer Fransa devleti çabalasaydı dünyanın gözü önünde birçok şey netleşirdi. Fransa’da üç yıldır devam eden bir soruşturma vardı. Ve Ömer Güney’in bu katliamı yaptığı ortaya çıktı. Ömer Güney kimdir? Ömer Güney MİT ajanıdır ve bu nettir. Katliam öncesi MİT elemanlarıyla yaptığı görüşmeler, telefon görüşmeleri belgeleriyle birlikte gözler önüne serildi. MİT bu kişiyi hareketimizin içine ajan olarak yerleştirip Heval Sara’yı izletti ve katliamı gerçekleştirene kadar bu devam etti. Fransa bunu netleştirdi. Katliamdaki tüm izlenimler MİT’i gösteriyordu. Fakat dış istihbaratın bir kısmı da MİT’e yardım etti. Fransa bunu netleştirmedi. Katliamın soruşturmasında yer alan bir hakim Ömer Güney’in sağlık durumunun çok ciddi olmadığını söylemişti. Mahkemeye çıkabileceğini ve sağlığının buna engel olmayacağını dile getirmişti. Bunu söyleyen Fransız bir hakimdi fakat Fransa devleti ciddiye almadı. Bu yüzden de şimdiye kadar bu soruşturma sağlıklı bir şekilde ilerlemedi. MİT’in ve AKP’nin bu katliamdaki rolü net bir şekilde ortaya çıkmış olsa da hiçbir gelişme olmadı ve katliamın üstü örtülmeye çalışılıyor. Baştan sonuna kadar Ömer Güney’in sağlığı gündemleştirildi fakat böyle bir durum yoktu. 23 Ocak 2017’de olması gereken dava vardı. Ancak 7 Kasım’da Ömer Güney öldürüldü. Ömer Güney ölemedi, öldürüldü.

Peki, bu ölümü nasıl yorumluyorsunuz? Ömer Güney’in ölümü MİT’le ve aynı zamanda gizli kalan bilgiler ve detaylarla nasıl bir bağlantısı olabilir?

Belli olan şey şudur ki Türk devleti ve Fransa arasında bir anlaşma olduğudur. Pazarlık sonucu ortaya çıkan bu ölümün altında karşılıklı birbirini besleme vardır. Bunun sebepleri arasında, Fransa devleti kendi rolünü saklamak istiyor. Almanya’nın da rolü var ve katliamın bir kısmında yer alıyor. Bu devlet de kendini deşifre etmek istemiyor. Yani uluslararası karanlık güçlerin, gladyonun Avrupa ayağı bu katliamın üzerini kapatmak istiyor. Diğer taraftan AKP hükümetinin komplodaki yeri söz konusudur. Aslında bu güçlerin mevcut tutumunu AKP’ye destek olarak adlandırabiliriz. Bu kabul edilemez. AKP bir katliam gerçekleştirdi. Fransa insanlık ve savaş suçu işlemiş ahlaktan uzak bu katliamı gerçekleştiren AKP zihniyetini destekleyen aynı zamanda koruyan bir tutum sergilemektedir. AKP’nin bunun karşılığında Fransa’ya hangi pazarlık sonucu ne verdiği açıklanmalıdır. Bunu izah etmelidir. Türkiye’nin Fransa’ya ne verdiği önemlidir. Kürt halkı ve dostları bunun arkasını bırakmamalıdır. Yapılan insanlık suçun intikamını almada ısrar etmelidir. Bu tutum Kürt halkına hakarettir ve ikinci bir katliamdır. Fransa’nın gözleri önünde gerçekleşen katliamdan sonraki yaklaşımlar ve alınan kararlar ikinci Paris katliamıdır. Heval Sara ve yoldaşları ikinci defa katledildiler. Kürt halkı, kadınları, dostları, demokratik güçler bu kararı kabul etmediler ve etmemelidir. Geçen üç yılda Kürdistan’da Avrupa’da muazzam direnişler yaşandı. 2017 yılında bu katliamın hesabı sorulacaktır. Avrupa ve Türk devleti hesap verecektir. AKP hükümeti sorgulanacaktır. Üç kadın devrimci şahsında Kürt halkına katliam yapılmıştır. Kürt halkı Paris’te bir katliamdan geçirilmiştir ve bunun hesabını soracaktır.

Katliamı ve sonrası gelişmeleri değerlendirdiniz. Sara özgürlük adına yaşamı hep mücadele ederek yaşamış. Bugün kadın özgürlük çizgisinde onun mücadelesi nasıl gelişiyor?

Heval Sara şahsında kadın özgürlük çizgisi büyüdü ve güçlendi. Heval Sara’nın mücadelesi bölgede ve dünyadaki kadınları etkilemektedir. Kadının hareketinin gelişmesinde rolü çok büyüktür. Heval Sara’nın direnişi, mücadelesi kadın hareketini değişime, dönüşüme ve kazanımlara götürmüştür. Kürdistan sınırlarını aşan ve cihanda yankı bulan bir mücadelenin sahibi oldu. Kürt halkını, kadın hareketini dünyaya tanıtan Heval Sara’nın emekleriydi. Kadın hareketinin mücadelesi, duruşu Heval Sara şahsında somutlaşmakta ve kimlikleşmektedir. Bugünden sonra da verilen mücadele büyütülecektir ve özgürlüğün izinden gidilecektir. Kadın hareketi Heval Sara’nın özgürlük arayışını, yaşam sevincini örnek alarak mücadele etmeye devam edecektir. İktidarcı egemen zihniyetle savaşacak ve geleneksel kadınla mücadele edilecektir. Heval Sara’ya ancak bu şekilde layık olunabilir. Kadının, Kürdistan’ın özgürlüğü adına mücadele edilecektir. Sara, Rojbin ve Ronahi yoldaşlar şahsında tüm devrim şehitlerine mücadeleyi büyütme sözünü veriyoruz.

Özgürlük mücadelesi veren ve katliamın aydınlatılması için mücadele veren meydanlarda olan kesimlere söylemek istedikleriniz nelerdir?

Fransa ve Türkiye bu katliamı ile kadınların iradesini kırmak ve teslim almak istemiştir. PKK’yi, Kürt halkını teslim almak adına bu katliamı gerçekleştirdiler. Fakat Kürt halk geçen üç yılda çok değerli cevaplar verdi. Büyük mücadele yürüttüler. Kadınların ve halkımızın bu mücadelesini selamlıyoruz. Üç yıldan sonra bugün rollerini gizlemek ve katliamın üzerini örtmek isteyen bir plan söz konusudur. Türk devleti ve Fransa katliamın devam etmesini istiyorlar. Kirli planlarına devam etmekte ısrar ediyorlar. Halkımız bunu asla kabul etmeyecektir. Kadınlar öncülüğünde bu katliam aydınlatılacaktır. Özgür kadını ortadan kaldırmak isteyen bu kirli plan deşifre olmuştur. En büyük cevap mücadele etmek ve direnmek olacaktır. Mutlaka bu katliamın hesabı sorulacaktır. Kadın gücüne ve mücadelesine inanmalıdırlar. Katliamcı güçler bunun karşısında hesap vermek zorunda kalacaktır.