27 Mar 2017

‘Sanatçılar Rojava devrimini yaşayıp sanata dökmelidir’

Avazên Çiya müzik grubu üyeleri Rojava’da dünyanın her yerinden daha güzel gelişmelerin yaşandığını ifade ederek “halka sanatları ile öncülük etme iddiasında olanlar Rojava’ya gelip devrimin dili, sesi ve görünen yüzü olsunlar” dedi.

24 Eylül 2016 Cumartesi 07:14
SILUK - MEHMET NURİ EKİNCİ

Uzun bir süredir Şehit Sefkan Kültür ve Sanat Akademisi bünyesinde çalışmalarını yürüten Koma Avazên Çiya müzik grubu Şengal ve Rojava’da öz savunma güçleri ve halka konserler vermeye devam ediyor.

Şengal ve Rojava’da çetelere karşı geliştirilen direnişin herkes gibi kendilerinin de heyecanla izleyip büyük moral aldıklarını belirten Koma Avazên Çiya müzik gurubu üyeleri Şengal ve Rojava’da direniş ve devrime sanatları aracılığı ile bir katkı sunmak amacıyla geldiklerini söyledi.

KDP pêşmergeleri tarafından DAİŞ çetelerine teslim edilen Şengal’de yaşanan acının ve direniş izlerinin kendilerini etkilediğini anlatan Koma Avazên Çiya üyeleri yeni Şengal’lerin yaşanmaması için Şengal’in öz yönetim ve savunmanın olması gerektiğini ifade etti. 5.yılına giren Rojava devriminin insanlım değerlerini yücelttiğini ve her geçen günün etkisinin tüm bölge ve dünyaya yayıldığına dikkat çeken Koma Avazên Çiya, Şengal ve Rojava’da yaşanan acı ve direniş destanlarını sanat alanında yaşatmak ve insanlara tanıtmak için sanatçılara buralara gelip görme çağrılarını yaptı.

Şengal’de konserlerini tamamlayan ve Rojava’nın Cizirê Kantonlarında konserlerine devam eden Koma Avazên Çiya üyeleri Hêdar Rubar ve Seyit Rıza Sülbüs sorularımızı yanıtladı.

‘DİRENİŞ VE DEVRİM MORAL VERİYOR’

Şengal’den sonra şimdi de Rojava’da turneler düzenliyorsunuz, Bu turnenin gerekçesi nedir, neden böyle bir müzik turnesine ihtiyaç duydunuz?

Hêdar Rubar; Koma Avazen Çiya olarak ulusal bir nitelimiz vardır.  Kürdistan’ın diğer parçalarında olduğu gibi, Rojava’da yaşanan gelişme ve devrimi yakından takip ediyor ve heyecan duyuyorduk. Bundan dolayıydı aslında Rojava devrimin başladığı ilk süreçten bu yana Kürdistan’ın dört parçasındaki halkımız gibi bizde derimin içinde yer almak ve bir parça katkı sunmak amacıyla çeşitli önerilerimiz olmuştu. TEV-ÇAND olarak burada yaşayan tarihi sürecin moral ve coşkunu hem yaşamak, hem de sanat alanına yansıtmak ve paylaşmak istemlerimiz sürekli oluştu. Uzun bir arada sonra yeni geliş imkanlarımız oluştu.

Yaklaşık bir ay önce, Rojava’ya geçtikten sonra önce direniş mekanı olan Şengal’a gitmek istedik. Biliyorsunuz 3 Ağustos 2014 tarihinden sonra Şengal’de de tarihi günler yaşandı. KDP’nin Şengal halkını DAİŞ çetelerinin eline bırakmasından sonra YPG ve HPG güçlerinin geliştirdiği direniş sonucunda Şengal daha büyük bir katliam ve soykırımdan kurtulmuş olsa da, KDP’nin ihaneti sonucu Şengal halkı ve Ezidxan büyük acılar yaşadı. Bir nebze de olsa orada büyük kahramanlıklar sergileyerek, Êzidî halkını büyük bir soykırımdan kurtaran HPG, Yja-Star ve YBŞ güçlerini ziyaret etmek onlarlar birlikte bir moral düzenlemek istedik. 

Katliam sonrasında ilk defa mı Şengal’e gittiniz? İzlenimleriniz ne oldu, neler hissettiniz?

Evet Şengal’de katliam yapıldıktan sonra ilk defa gittik. Dervêşê Evdi’nin mekanlarına ilk defa gitmenin heyecanı dışında, Êzidî halkının 74 fermanının canlı izlerinin halen hakim olduğu, Kürdistan tarihindeki ihanet ve bunun katliam sonuçları, direniş ve yeni kahramanlık destanlarının sergilendiği Şengal ve dağlarında olmanın heyecan ve morali tabii ki bambaşkaydı.

İlk etapta ihanet ve çetelere karşı direniş ve Şengal’i özgürleştiren güçlerine gittik. Onları ziyaret ettik ve onlarla birlikte direniş türkülerimizi söyledik. Şengal’de Êzidî kadınlarının öz savunma başta olmak üzere her alanda yer alması bizi oldukça sevindirdi. Askeri güçlerin toplandığı toplam altı merkezde konserler verdik. Savaşçılarla birlikte türküler söyledik, halaylar çekildi. HPG gerillaları ve YBŞ savaşçılarından duyduğumuz sevinci, onlarda bizleri görmekten mutlu oldu, moral aldı. Bu sözlerinden, gözlerinden gördük.

Katliam sonrasında Şengal’e gittiniz, nelerle karşılaştınız?

Seyit Rıza Sülbüs: Şengal üzerine çok şey duymuş ancak şimdiye kadar görme şansımız olmamıştı. Bu vesile ile gidip gördük, konserler verdik ve dolaşarak yakından tanıma fırsatını bulduk. Şengal şehir için ile Şerfedin, Çilmêra, Pirê evdal gibi kutsal yerleri de ziyaret ettik. HPG ve YBŞ ile birlikte konserler verdik. Şengal 74 ferman geçirmiş ve acıları çok derinden yaşamış bir halk olduğunu gördük. Kürdistan özgürlük hareketi içinde yer alan her militan ve kadronun Şengal ve Ezidxan sosyolojisini iyi analiz etmesi gerektiğini düşündüm. Bu toplumu iyi tanımasak, neler yaşadı, ne yaşamak istiyor sorularına yeterli bir cevabı veremeyiz.  

Şengal bir yandan kutsal bir havayı üstümüze serdi ve ferman sonrasındaki trajedinin acılarını yaşattı, diğer yandan da her ne kadar fermanlar yaşasa da PKK öncülüğünde kendisini yeniden yaratarak yeni bir fermanı yaşamaması için ayakları üzerinde durarak, toplumun kendisine, toprağına, kutsallıklarına sahip çıktığını gördük ve moral aldık. İhanet ve acılara rağmen Demokratik ulus gerçeğine yakın durduğuna tanıklık ettik. Konserlerimiz ile sadece moral vermedik, aynı zamanda büyük bir moral ve heyecanda aldık. Görev ve sorumluluklarınızı daha net bir şekilde gördük.

Halk ile de buluşmalarınız oldu, konserler verdiniz, sohbet ettiniz, size neler söylendi?  

Bu katliama sebep olan KDP’nin Şengal halkı üzerinde çok büyük oyunları oldu ve bunu halen devam ettirmek istiyor. Halk KDP’nin sebep olduğu ihaneti iyi biliyor, onun için PKK’nin öncülük ettiği direnişe, yeniden var olmaya dair büyük bir umut besliyor. Onun için ister kurumsal çalışmalarda, isterse de YBŞ içinde aktif bir şekilde katılım sağlıyor. Yaşamsal zorlukları olsa da geleceğe dönük Şengal halkı geçmişe göre çok daha umutludur. Bunu PKK’nin yarattığı direniş değerlerinden ve Önder APO’nun felsefesinden edindiğini belirtmemiz gerekir. Halk Şengal ziyaretimizi oldukça memniyetle karşıladı. Şengal şimdi sadece bir direniş ve savaş alanı değildir, orası aynı zamanda yaşanan ihanet ve trajedilere karşı ortaya konulan kahramanlık destanların yaşandığı bir yer. Tüm bunlar sanat ve edebiyat içinde büyük bir alan açtığını belirtmemiz gerekir.

ŞENGAL ÜZERİNE İKİ SANAT ÇALIŞMASINI YÜRÜTÜYORUZ

Bunca şeyi görüp, yaşadıktan sonra Koma Avazên Çiya Şengal üzerine nasıl bir çalışma proğramını önüne koyacak?

Şengal üzerine iki çalışma gündemimizde vardır.  Bir çalışmayı tamamlamış bulunuyoruz. “Dervêşê Azad” ismindeki bu çalışmamız Kürt kültürünün klasik yönünü içeriyor. Daha çok Şengal’a hitap ediyor. Şengal kültür ve ruhunu burada görebiliyoruz.  Diğer çalışma ise tamamen Şengal üzerinedir. Bunu bir müjde olarak da vermek istiyoruz. YBŞ üzerine bir direniş parçasının olması yönünde çok istekler gelişti. Bu istekleri bir görev olarak ele alıp bunun üzerine bir çalışmayı yürüteceğiz.

Peki, Şengal gerçeğini ortaya çıkarmak ve bunu sanat alanında sergilemek için sanatçılara nasıl bir görev düşüyor?

Hêdar Rubar; Sanat alanında eserler ortaya çıkarıldığı zaman o zaman yaşanan tarihi olaylar ölümsüzleşmiş oluyor. Şengal’de ihanet sonucunda yaşanan trajedi ve katliamlara karşı ortaya çıkan tarihi direnişi Kürdistan sanatçıları olarak bunu sanat alanına döndürme ve bu direnişi eserlerimiz ile ölümsüzleştirme gibi bir sorumluluğumuz vardır.  Kendisini yurtsever gören her Kürt sanatçı Şengal’de neler yaşandı, kimlerin ne yaptığını insanlara gösterme göreve ve sorumluğu vardır. 74. Êzidî katliamının yaşandığı alanları sanatçılar gelip görmeleri gerekir ki, doğru bir şekilde sanatına yansıtsın. Eğer Şengal’i ve Şengal halkının yaşadığı trajedinin yaşandığı yerler yerinde görünmez ve doğru bir şekilde bunun duygusunu yaşayamaz ise sanatçılar bunu sanatsal bir ürüne de dönüştüremezler. Bazı çalışmalar yapılsa da bu Şengal gerçeği olamaz. Uzaktan birşeye tanımak, söylemler üzerinden bir şeyler söylemek farklı içinde kalarak, onu hissederek yaşamak ve bunu bir ürüne dönüştürmek çok daha farklı bir şeydir.

Rojava devrimini belki de kısa zaman içinde dünyaya duyuran, onu kitlelere mal eden yönlerden birisi sanat alanındaki eserler olduğunu söyleyebiliriz. Ancak Şengal için aynı şeyi söylemeyiz. Kürt sanatçılar kendisini Şengal’den sorumlu görmediler. Sanat yönünde Şengal tam anlatılamadı, eserleri yeterince ortaya çıkartılamadı. Her sanatçımızın gelip bu kutsal yerleri ve tarihi direniş mekanlarını görmesi gerekir.

Şengal’den sonra, Rojava’ya gelip bir çok alanda askeri güçlere ve halka konserler verdiniz. Tepkileri nasıl buldunuz?

Seyit Rıza Sülbüs; Tüm insanlık için büyük bir heyecan yaratan Rojava devrimini yakından takip ediyoruz. Devrimin 5.yılındada konserler vesilesi gelme şansımız oldu. Bir çok alanda YPG,YPJ, Asayiş, HPC ve öz Savunma Güçleri  ve halka konserler verdik, onlar ile yan yana gelerek konuştuk tartıştık. Şehitlikleri ve şehit ailelerini ziyaret ettik. Şüphesiz bizler için Rojava’da bulunduğumuz her an anlamlı ve önemlidir.

Rojava direnişi içinde tüm insanlık değerlerini bünyesinde toplayan bir devrim gelişti ve giderek bölgenin ve insanlığın umudu haline geliyor. Devrimin tüm zorluklarına rağmen büyük bir heyecanı ve önemli gelişmeler sağlanmış. Kürt, Arap, Asuri-Suryani, Çeçen gibi halk ortak bir yaşam içerisinde kendi topraklarına sahip çıkarak devrimin gelişmesi için el ele veriyor. YPG, YPJ, QSD, Asayiş, HPC ve Öz Savunma Güçleri büyük bir özveri ve fedakârlık sergiliyor. İnsan tüm bu olumlu şeyleri gördüğünde olumlu etkileniyor.

Öte yandan zaten 40 yıllık mücadelemiz halkın gözünde gerillayı, dağları efsaneleştirmiş bulunuyor. Bunu bize yaklaşımda da dile getiriyorlar. Biz dağların direniş değerlerini, gönül bağlarını buraya getirip devrim ile bütünleştirmek istedik. Devrimi kültürel alanda doğru bir şekilde geliştirme sorunu var. Bizde ulusal bir hareket olduğumuz için devrime bir katkı sunabilirsek memnunluk duyarız. Konserler yolu ile bunu vermek istedik.

ROJAVA DEVRİMİ KADIN RENGİNDE GELİŞİYOR

Devrim içindeki YPJ ve diğer alanlardaki kadını nasıl gördünüz?  

Hêdar Rubar; Rojava halklarının tüm kadınları devrim ve direniş içinde önemli görev ve sorumluluklar taşıyor. İster YPJ ve isterse öz savunma içinde olsun isterse kurumsal çalışmalardaki kadının  devrim içindeki aktivitesi ve öncülüğü insanı gerçekten heyecanlandırıp, sevindiriyor. Devrimin kadın renginde bir gelişme ve büyümeyi yaşıyor. Devrim Rojava’da kadını evden çıkarıp öncü bir misyona getirmiştir. Ve toplum kadının bu öncülüğünü benimsemesi gelişmişliğinin de ölçütü durumundadır.  Bu gelişme ve büyümeyi tüm dünya ilgi ve sempati ile izliyor.

Rojava devrimine askeri saldırıların yanında kültürel saldırılarda gelişiyor, bu alandaki saldırıları boşa çıkarmak için neye ihtiyaç vardır?

Seyit Rıza Sülbüs; Birçok alanı dolaştık halk ve kurumları da ziyaret ettik. Var olan temel sorunların başında devrimin kendi kültürel değerlerini yerli yerine oturtmasıdır. Bunun eğitimi, sanatı nasıl olunur sorusu halen yerli yerine oturmuş değildir. Çaba ve emekler insanı umutlandırıyor. Ama en önemlisi doğru program ve çalışmaların sağlanmasıdır. Kültürel alandaki sosyolojik tespitler doğru bir şekilde yapılırsa önemli bir zemin ve imkan vardır. Eğitim ve kültür sanat kurumlarının işlevi bu ihtiyacı önemli oranda giderebilir. Ama toplum askeri seferberliğin yanında kendi kültürel değerlerine dönmeli, sahiplenmeli ve yaşatmalıdır. Örneğin giyim önemli adım. Herkes ulusal giysilerini giymeli evinde kendi dilini konuşmalı ve kültürel değerlerini geliştirmek için çaba sergilemelidir.

SANATÇILAR DEVRİM ALANLARINI GELİP GÖRSÜN, RUH ALSINLAR

Rojava’da sanatçılar devrime daha fazla hangi yönden katkılarını sağlayabilir, sanat ile uğraşanlara nasıl sorumluluklar düşüyor?

Hêdar Rubar; Devrim kıt imkanlar ve saldırılar altında gelişti büyüdü ve şimdi insanlığın umudu haline geldi. Bir kere sanat ile uğraşanlar bu gerçeğin içinde olarak hünerlerini sunacak. Kıyıda köşede durarak devrim duyguları anlaşılmaz. Şengal içinde kısmi dile getirmiştim. Sanatçılarımız bu devrime sahip çıkabilmeli, devrimin kendilerine yüklediği sorumlulukları sahiplenmeli ve onun sesi, rengi, gözü olmalıdır. Devrim dışında uzağında olanlar burada yaşayan duyguları anlayamazlar. Mevzilerden çıkıp, cepheden dönüp konserleri izleyen bir savaşçının gözlerindeki sevinci, morali görmeyenler anlayamaz. Binlerce şehidimiz oldu, onların yoldaşları ile tanışmayan, sohbet etmeyenler asla onların neler hissettiğini anlayamaz. Ancak gelip görenler yaşayarak hissederek doğru bir şekilde ifade edebilir. Bu görev tüm Kürt ve devrimci sanat çevrelerine düşüyor. Hiçbir şey yapamıyorlarsa da gelip gezip dönsünler.  İnanıyorum ki, gelip gören sanatçılar hem manevi olarak güç kazanacaktır hem de önemli eserler yapabilecektir. 

Seyit Rıza Sülbüs; Hedar arkadaş önemli noktalara işaret etti. Ben daha çok ülke dışına çıkanlara yönelik bir kaç şey söylemek istiyorum. Kuzey Kürdistan’da TC’nin zulmünden dolayı bir çok sanatçı Avrupa’ya, ya da başka ülkelere gitmek zorunda kaldı. Şimdi Rojava’da her türlü yaşam ve sanat imkanı, zemini ortaya çıktı. Dünyanın farklı ülkelerine giden sanatçılar Rojava’ya dönmemelerini kendilerine bir eleştiri olarak ele almaları ve bu eksikliği gidererek devrim sahalarına dönmeleri gerekir. Sanatçılar sanatları ile topluma öncülük etme gibi bir sorumlulukları varsa, bunu dünyanın farklı ülkelerine giderek sanat üretip topluma öncülük edemezler. Toplumdan kopuk olan bir insan toplumun duygu düşüncelerine asla tercüman olamaz. Bundan olsa gerek Kürt kültürü adına yapıldığı iddia edilen sanat ya tam oryantalist, taklitçi ya da toplumun çok gerisinde gelişiyor. Sanatla uğraşanlara çağrımız gelip devrimin içinde toplum ile buluşup sanatları ile toplumun hislerini, duygu ve düşüncelerine tercüman olsunlar. Rojava’da dünyanın her yerinden daha güzel gelişmeler yaşanıyor. Gelip bu gelişmeleri görsünler, halka sanatları ile öncülük etme iddiasında olanlar Rojava’ya gelip devrimin dili, sesi ve görünen yüzü olsunlar. Bu yapılırsa ancak Mihemed Şexo, Cigerxwin ve diğer tüm Kürt sanatçıların anıları yaşatılmış olur. Çünkü bu sanatçı ve şairlerimiz zor ve zahmet koşullarında bu halk için çalıştılar. Onlara vefa borcumuzun olduğunu kimse unutmamalıdır. Sanat ve sanatçı için Rojava’da bir çok imkan var, bunu hep birlikte pratiğe dökelim.  

...