21 Şub 2017

‘Bölgenin Halepçe’si faili meçhullerdir’

İHD Batman Şube Başkanı Mehmet Bağatır, AKP iktidarı döneminde 90’lı yılların aşıldığını, artık işin katliam boyutuna geldiğini söyledi.

11 Ocak 2017 Çarşamba 07:10
BATMAN / ANF - ÖZGÜR AYDIN

“Bizim dönemimizde hiçbir faili meçhul cinayet işlenmedi” sözleri eski Başbakan Tayyip Erdoğan’a aittir. Bu sözleri söylediğinde henüz; Cizre’de insanlar yakılmamış, Ankara Garı’nda yüzlerce insan bombalarla öldürülmemişti.

AKP döneminin bir sonraki Başbakan’ı Ahmet Davutoğlu ise, 1 Kasım milletvekili seçimleri öncesinde partisinin Van'daki mitinginde, faili meçhullerin tavan yaptığı 1990'lara atıfta bulunarak, "Biliyorlar ki; AK Parti iktidardan indirilirse buralarda terör çeteleri ya da beyaz Toroslar dolaşacak" diyerek mesajını verdi. Kürdistan’da ‘faili meçhul’lerin kapısı yeniden aralanmış oldu.

2002-2014 AKP hükümeti döneminde, İHD, TİHV ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun raporlarına göre; yaşanan faili meçhul cinayetler, yargısız infazlar, gözaltı ve cezaevinde yaşanan ölümler ile iş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin sayısı 17 bin 153 kişi olarak kamuoyuna yansımıştı.

90’lı yıllarda birer birer ve gizlice işlenen ‘faili meçhul’ler, AKP iktidarı döneminde topluca ve açıktan işlendi. ‘Faili meçhul’ cinayetlerle anılan bir kent olan Batman’da işlenmiş 700 cinayet hala aydınlatılmayı bekliyor. Döneme tanıklık etmiş, İnsan Hakları Derneği (İHD) Batman Şube Başkanı Mehmet Bağatır konuya ilişkin ANF’ye konuştu.

‘Faili meçhul’ kavramının hukukta yerinin olmadığını, sosyal demokrat bir devlette de bunun kabul edilmediğini dile getiren Bağatır, “Bu kelime; insanın kulağına hoş gelen, tırmalamayan, rahatsız etmeyen ve psikolojiden beslenen bir kavramdır. Cinayetin işlenmesinde birinci fail sensindir ama; kendi dışındaki bir sebeple işlendiğini anlatır bu kelime. Trafik kazalarında insanlar yaşamını yitirir ama ‘trafik canavarı’ sebep olur denir. Yetkili makamların, yolların, denetlemenin hiçbir suçu yoktur bunda sanki. Hukukta ‘faili meçhul’ yoktur. Suç ve cezanın şahsiliği ve yasallığı ilkesi vardır. Suç işlenmişse karanlıkta bırakılmaz, aydınlatılır. Maktul de bilinir, fail de. Kamu düzeni bu şekilde sağlanır. Ama yaşam hakkı ihlal edilen, yaşam hakkı politik bir sebeple elinden alınmış olay, açıklanmayıp karanlıkta kalıyorsa, suçlu devlettir” diye konuştu.

CİNAYETLERDEN KATLİAMLARA GEÇİŞ

Türkiye ve Kürdistan’da 90’lı yıllarda insanların birer birer ev ve işyerlerinden kaçırılıp kaybedildiğini hatırlatan Bagatır şunlara dikkat çekti: “İnsanlar sokak ortasında ya öldürülürdür ya da kaçırılıp kaybedilirdi. 2014 yılından bu yana da birer birer değil topluca insan kıyımına başlandı. Ne yazık ki, ‘faili meçhul’ cinayetlerden, ‘faili meçhul’ katliamlar dönemine girdik. Bir hafta önce, İstanbul Ortaköy’deki katliamda failin hala kim olduğu belli değil. Suruç, Diyarbakır ve Ankara Gar’ı önündeki katliam hala açıklanamadı. Bu katliamların hukuki ve siyasi sorumluluğundan kimse kurtulacağını sanmasın. Tarih yazıyor. Bunlar insanlık suçlarıdır.”

‘33 KURŞUN İLK VE SONDU’

Bagatır, ‘Faili meçhul’ün bir yönetme biçimi olduğuna dikkat çekerek, bu cinayetlerin aydınlığa kavuşması ve sorumlularından hesap sorulmasının çok zor olduğunu ve beklenilmemesi gerektiğini de ifade ederek, “İlk defa hesap sorulma olayı Van’ın Özalp ilçesinde meydana gelmiştir. Bu da 33 kurşun olayıyla anılan, 35 köylünün kurşuna dizilme olayıdır. Bir dere ağzında kurşuna dizdiren Mustafa Muğlalı’dır. Bu da tarihleriyle yüzleşme isteğinden değil; Adalet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin arasındaki bir çekişmeden kaynaklı olarak Meclis gündemine geliyor ve yapılan bir incelemeyle açığa çıkıyor. Sorumlu olarak Mustafa Muğlalı paşa cezalandırılıyor. Cezaevineyken hastalıktan yaşamını yitiriyor. Bu olay dışında, Türkiye tarihinde açığa kavuşturulan ve katillerinden hesap sorulan başka bir olay yoktur. İlk ve sondur. Şu çok iyi biliniyor, ‘faili meçhul’ cinayetlerin hesabı sorulursa, ikinci bir cinayeti işletemeyeceklerdir. Bu nedenle geçmiştekiler aydınlatılmıyor ki gelecektekilerin önü açılsın” dedi.

‘BÖLGENİN HALEPÇE’Sİ FAİLİ MEÇHULLERDİR’

Vedat Aydın’ın öldürülmesiyle bölgede ‘faili meçhul’ cinayetler döneminin başladığını hatırlatan Bagatır şöyle devam etti: “Batman’da da 1991 yılında Sıddık Tan’ın öldürülmesiyle başladı. 2000’li yıllara kadar bu devam etti. 700’den fazla faili meçhul cinayet işlendi. Kayıplar bu sayının dışında. ‘’Bataklığı kurutacağız’’ diyerek başladılar bu cinayetlere. İnsanların demokrasi ve özgürlük talepleri bu şekilde boğdurulmak istendi. Tüm ülkede 17 bin ‘faili meçhul’ var. Bunlar zamana yayılarak işlenen cinayetlerdir. Faili meçhullerin yarattığı travma Halepçe Katliamı’nı aratmayan tarzdadır. Ama ciddi bir çalışma yapılamadığı için kayıtlara dökülemedi. Psikolojik, sosyal bir araştırma yapılamadı. Ancak bu şekilde olayların önü kesilebilirdi. Bölgenin Halepçe’si ‘faili meçhul’ cinayetlerdir.”

CİNAYETLER ARTIK ALENEN İŞLENİYOR

AKP iktidarı döneminde artık işin katliam boyutuna geldiğini aktaran Bagatır, 90’lı yıllarda cinayetlerin hukuki bir sorumluluğu olur noktasından hareketle bu kadar açık seçik işlenmediğini belirterek şöyle devam etti: “Kendilerinin sorumlu olmadığı, bilgilerinin olmadığı söylenir ya da olaylar inkar edilirdi. Ama ne yazık ki, Roboski katliamı önümüzde. Olayın üst sorumluları plaketle ödüllendirilip, onore edildi. Rahmetli Tahir Elçi, onlarca kameranın önünde gündüz vuruldu. İstenilirse bu olaylar karanlıkta kalır mı? Bu cinayetler 24 saat içinde çözülemez mi? Hukuk gücü belirlemiyor; güç hukuku belirler. Biz arkadan, enseden vurulmayı iyi biliriz. Rus Büyükelçisi Karlov’un ensesinden vurulması, bölgedeki faili meçhul cinayetleri işleyenleri hatırlattı. 24 saat geçmeden failin polis olduğu hemen bulundu. Ama Tahir Elçi cinayeti hala aydınlatılmadı. Bu da Elçi’nin Kürt halkı gibi sahipsizliğinden kaynaklıdır.”